Filmin Gelişimi
Film gelişimini üç farklı bakış açısı ile değerlendirebiliriz: Bilimsel, Tecimsel ve Estetik.
Bunların ilki, sinemanın teknik bir oluşum olarak mekanik yapısı ile ilgilidir.Projektörlerin çalışması, kameranın anlaşılması güç mekanikliği, sesin, disklerle ve film üzerindeki ses şeridi ile yeniden üretilmesinin çeşitli yöntemleri gibi konular bilimsel araştırma alanı içine girmektedir.
İkinci madde, sinemanın bir endüstri olarak çarpıcı gelişimini ele almaktadır.Bu konuyu kısaca ele alacağım ilerde.
Ve son olarak üçüncü madde sinemanın dramatik bir ifade aracı olarak, oluşumunu ese alır.Bu aracın sınırları ve sınırsızlıkları incelenen konular arasında bulunmaktadır.
Tarihsel ve teknik yönü bir kenara bırakıldığında, sinemanın doğuşu ve ilk yılları, estetik gelişim açısından düşünülünce, ilginç ve çarpıcı değildir.Bayağı tecimsellik içindeki başarılar ve başarısızlıklar kaygı vericidir.
a)Filmin Tecimsel Gelişimi
Filmin pratik kullanımının 1887 yılında Edison’un dönem fotoğraf aygıtı ile başladığı genel olarak kabul görmektedir.Edison, fonografı mükemmelleştirerek, başka bir mekanik aygıt ile ses görüntülerini bütünleştirme arzusundaydı.O yıllar için, Edison’un bu arzusu, çok olağanüstü bir ileri görüşlülük olarak değerlendirilebilir.Daha sonra gelecek olan yapımcılar ise Edison’un tersine olarak, kaydedilmiş sesleri ile görüntüleri bütünleştirme amacında olacaklardır.Elli yıl sonra sesin görüntü için mutlak gerekli olduğu düşüncesi egemen olacaktır.1930′dan itibaren çok sayıda sesli film gerçekleştirilmeye başlanacaktır.
Edison’un ilk çabaları, ilk gramofon kayıt cihazına benzer olarak bir silindirin üzerindeki spiraller içindeki mikroskopik boyutta olan resimler şeklinde sonuç verecekti.Bir süre sonra, kolodyum maddesinden film şeritleri yapılacaktı.Edison, 1889 yılında nitroselüloz temel üzerinde oluşturulan ilk Eastman-Kodak film örneklerini ortaya koyacaktır.Bu, kineteskop olarak adlandırılmaktadır.Edison’un West Orange’daki laboratuvarlrında aynı anda yalnızca bir kişinin izleyebilceği şekilde, bir makine gözeneğinden, bir dizi resim izlenebilen deneyler gerçekleştiriliyordu.Yaklaşık elli feet uzunluğundaki bu resim dizisinde bir kişinin -sarsak ve aralıklı- hareketleri gözlemlenebiliyordu.Aslında buna hareket demek bile belki de doğru değildir.Bu görüntülerin ilk gerçek sinemasal kayıt olduğu söylenebilir.Bu görüntüleri gerçekleştiren laboratuvar asistanlarından biri olan Fred Ott, sinema tarihinde bir ilke imzasını atanlardan biridir.
Edison, 1894 yılında, kineteskopunu New York halkına ticari açıdan sundu,Piyasada bu makinelerden yüzlercesi satılıyordu.Edison’un laboratuvarda yaptığı filmleri konuları, genellikle boks maçları, danslar ve varyete gösterileriydi.Bunlar yeni devinim buluşlarına olanak tanıyan konulardır.Ancak bu filmlerin aynı anda yalnızca bir kişi tarafından izlenebilme sınırlaması nedeniyle, aynı anda bir oda dolusu insanın izleyebileceği ekran resimleri oluşturan bir büyülü fener (magic lantern) talebi meydana gelmiş bulunuyordu.Edison, bu öneriden pek hoşnut kalmamıştı.O, toplu gösterimlerin bu alandaki talebi çok hızlı bir şekilde tüketeceğine inanıyordu ve cihazın yabancı ülkelerdeki patent hakkına bile izin vermemişti.
Bu sırada, Avrupa’da başka deneyler gerçekleştiriliyordu.Bunların tümü Edison’un kineteskopu ile büyülü fenerin birleştirilmesi amacını taşımaktaydı.
Benzer Konular
Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.

Yorum Yaz!