Sinemaya Giriş
SİNEMAYA GİRİŞ
I).Sosyal Görünümler
Şimdiye kadar pek çok tartışma ortamında insanların toplumsal bilinçliliğin en büyük düşmanının eğlence olduğu iddia iedilmiştir.Ancak bunun kesin olarak böyle olduğunu söylemek oldukça hatalı bir yaklaşım olacaktır.Eğlence, toplumsal ve uygarlık sorumluluğunun yerleşmesinin engellerinden biri olarak kabul edilebilir fakat onun tek engel olduğunu söylemek büyük bir haksızlık olacaktır.
Gerçek nedenler daha derinlerde yatmaktadır.Günlük yaşantı koşulları altında bireysel zorunlulukların bulunması ve toplu dayanışmanın yerleşmemeiş olması, Batının modern yaşantısının zorluklar içinde bulunmasına neden olmaktadır.Eğlence anlayışının yaygınlaşması toplumsal gelişime sekte vurmaktadır.Gelişimin sınırları, daha çok ekonomik güçler tarafından belirlenmektedir.Toplumun mevcut yapısı, belli eğlence türlerinin yerleşmesini gerekli kılmıştır.
İnsanlar uzun zamanlardan beri, kendilerine dayatılmış olan inanışların baskıs altında bulunmaktadırlar.Bizler kabul edelim ya da etmeyelim, çağımız böylesine bir etkinin en ağır şekilde hissedildiği dönemlerden biridir.Bizler gelecek yaşantımızı etkin bir katılımcı olarak belirleyebilmek ve denetim altında tutmaktan yoksunuzdur.Yazgımız, pek çok diğer insanın bize tanıdıkları olanaklar çerçevesinde belirlemektedir
Bizim karşımızda bulunan, değişimin üç temel görünümü savaşların neden olduğu yıkım durumu, toplumsallaşma sorunları ve yeniden yapılnam engelleri olarak sıralanabilir.Mevcut olanaksızlıklar, bu sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır.
Çoğumuz yeni ve bilinmeyen değişimlerle karşı karşıya kalmayı sevmeyiz.Kişisel isteklerimiz ve özel yaşantımız uygarlaşmanın gerektirdiği güçlüklere göğüs germeyi istemez.Böylesine zor bir işi başarmaya çabalamak yerine kendi küçük savaşımlarımızdan galip çıkmayı tercih ederiz.Ancak koşullar ve olaylar, bizi bu tür konular üzerinde düşünmek için, her geçen gün biraz daha zorlamaktadır.
Grev, suikast, felaket, katliam ve her türlü ekonomik ve politik krizlerin sürekli olarak yinelenmesi, toplumsal bir çevren içinde sıkışıp kalmamıza neden olmaktadır.Bireyler, her geçen gün biraz daha fazla olarak toplum ile ilişki halinde bulunmaktadır.Bu durum yaygın olarak demokrasi çağı diye adlandırılmaktadır.Günümüzde var olan toplumsal koşulların, yerleşik olmayan yapısı ile yüzyüze gelmek, sıradan insanların kendi konumlarını uluslararası alan içinde daha iyi değerlendirmesini sağlayacak bir öğe olarak karşımıza çıkmaktadır.Artık, atılacak her adımda bu tür belirleyicilerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.İnsanlar her geçen gün, politik ve sosyal sorunların artan karmaşıklığı karşısında, gitgide daha fazla çaresiz kalmaktadır.Ancak her zor koşulun, mutlaka uydun bir çözüm yolu olduğunun bilinmesi gerekmektedir.
Örneğin her geçen gün artan sayıda insan politikaya karşı daha fazla ilgi göstermektedir.Daha önceki dönemlerle karşılaştırıldığında bunun çok yerinde bir gelişme olduğu görülecektir.Politika, bu sözcüğün içerdiği olumsuz anlamın tersine olarak ekonomi, sosyoloji, kültür ve hatta din alanlarında önemli etkilere sahip bir düşünce yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.Günümüzde uygarlaşma, her düşünen insanın ortaya koyduğu politik ve toplumsal sorunların karmaşık yapısının üstesinden gelerek kendisine yol açmaktadır.
Bugünkü uygarlık sisteminde, sıradan insanlar yalnıza edilgen bir oy sahibi olarak değil, devletin etkin bir üyesi olarak, toplum içindeki yerlerini almaktadır.Politik işbirliği, eleştiri ve etkin karşı koyuş, insanların, kendilerine sunulandan daha fazlasını istemelerine önayak olmaktadır.
Bir ülkenin yönetimi içinde, ülkenin toplumsal yapısı büyük bir rol oyanmaktadır.Parlemento yapısına sahip olan hükümetlerin işlevleri sınırlandırılmıştır.Ekonomik yapı bu konuda çok önemli bir belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır.İnsanlar, çoğunlukla işlerini (tabi eğer varsa) yapmakla sınırlandırılmış ve buna mahkum edilmişlerdir.Devletin topluma karşı olan görevi iş istihdamı olarak görülmektedir.
Böyle bir yapının hakim olduğu ülkede, devlet tüm etkinliğini tanımlama girişiminde bulunmaktadır.Yaşamsal öneme sahip hizmetlerin yerine getirilmesi gerekmektedir.Elektrikten radyoya, demiryolundan sinemaya ve kömür endüstrisine kadar devlet herşeyi denetimi altında tutma isteği ve zorunluluğundadır.
Ancak devleti oluşturan, toplumun herbir üyesinin omuzlarında bulunan yük sayesinde bu çarkın dönebildiğinin unutulmaması gerekir.Devlet, bu işlevin yerine getirilmesi için bir örgütlenme yapısı konumundadır.Toplumsal ilerlemenin sağlanabilmesi için böyle bir yapıya gereksinim vardır.
Bu yapı oluşturulurken eğitime büyük bir görev düşmektedir.Vtandaşların zihinlerinin donatılması bu sayede gerçekleşir.Vatandaşlar toplumun refahı için üzerlerine düşen görevi ancak ve ancak aldıkları eğitim ile yerine getirebileceklerdir.Ancak eğitimciler bu alanda pek çok yetersizliklerin yaşandığından yakınmaktadırlar:
“Vatandaşlık eğitiminin amacı vatandaşların ‘karşılaştıkları seçenekler’ arasından, diğerlerine nazaran daha mantıksal ve doğru olanı seçme yeterliliğini kazandırmaktır.Bu, okulda ve daha sonra başka yerlerde gerçekleştirilebilir.Ancak günümüz temel sorunlarından biri ahlaki, ekonomik ve politik alanda doğruların ve doktrinlerin ortaya konabilmesidir.Bu, nedenlerin açıklanmasıyla yerine getirilebileceği gibi, ulusal değerlerin belirlenmesi ile de gerçekleştirilebilir; uluslararası alanda silahsızlanmanın yaşanması ve barış dolu bir yünyanın meydana getirilebilmesi için insanlara ve toplumlara zor görevler düşmektedir…”
“Ancak gereksinimlerin belirlenmesi ve gençlerin okullarda, vatandaşlık görevleri konusunda eğitilmesi hiç de kolay olmamaktadır.Okullardaki çok başlılık çeşitli sorunları da beraberinde getirmektedir.Zaman darlığı, nitelikli öğretmen azlığı, politik eğilimler tehlikesi ve benzerleri eğitimi güçleştirmektedir.İnsanların toplum içi yaşantıya uyum sağlama dönemi için böyle bir eğitime gereksinimleri vardır.Bu alanda kaybedecek zaman yoktur.Demokratik kuruluşların işlevlerini yerine getirebilmek için eğitimli yetişkinler gerekmektedir.Yetişkin eğitim hamlesi, yaşamsal öneme sahip bir konu olarak karşımızda durmaktadır.”
Zihni geliştirmek için yapılan okuma, yazma ve çizim alanında mevcut sistemin yeterli olanaklara sahip olduğu söylenebilir.Teknik bilgi konusunda önemli aşamalar kaydedilmiştir.Daha önceki dönemde elde edilen bilginin insanoğluna kattığı deneyim, geleneksel sanat biçimleri, ölü dillerden elde edilen bulgular ve dünyanın geçmiş zamanda yaşadığı olayların sınıflandırılması, insanlık için sonu gelmez bir bilgi kaynağı olarak durmaktadır.Benzer bir şeyi spor alanında da söylemek olanaklıdır.Fiziksel zindelik gelişimi sonrasında, bu konuda da çeşitli kanunlar ortaya konmuştur.
Bu eğitimsel yöntemlerin iki temel amacı bulunmaktadır.İlk olarak, bu şekilde vatandaşların gelişimi sağlanacaktır.İkinci olarak ise, eğitimi denetimi altında bulunduran, sınıf avantajına sahip, politik, sosyal ve ekonomik alandaki tüm inançları eleştiri yapmadan kabullenen potansiyel vatandaşlar yetiştirmek amaçlanmıştır.Bizim günümüzdeki eğitim sistemimiz çocuğun, hiçbir soru sormadan, politik ve sosyal gelişmeleri kabullenmesi doğrultusunda yapılanmıştır.Oysa çocuk, özellikle çalışan kesim ailesinin üyesi olan çocuk, dünyada ve evde gördüklerinin okulda da öğretilmesini beklemektedir.
Bunun yanı sıra çocuğun iyi bir seçmen olarak yetiştirilmesi gerekmektedir.Şu anki siyasi demokrasi çağı eğitimcilerin bu yönde hareket etmelerini gerektirmektedir.Bütün bunlar genel olarak düşünüldüğünde eğitimin, var olan her alanı denetim altına alabilecek bür güce sahip olduğu görülmektedir.Dünyanın yapısı, bu yönde kurulmuştur.Modern toplumun oluşturulabilmesi için bu yönde adımların atılması gerekmektedir.
Politika, sosyoloji, ekonomi ve benzer bilim dalları anlamsız bir genelleştirmeye gidebilmektedir.Mevcut sistemin varlığı sürdürebilmesi ve tehlikelerden uzak yaşayabilmesi için böyle bir yol izlenir.İngiltere’de ulusal günlük gazetelerin halkın düşüncesinde etkide bulunduğuna kuşlu yoktur.Profesyonel sporcular, reklam yazarları, bağnaz papazlar ve politikacılar, geniş yığınların görüşleri üzerinde etkide bulunmaktadırlar.Eğlence zihniyetli film yapımcıları, bir radyo düzenlemesi, daha ciddi bir yaklaşım sergileyen sinema veya basın mensubundan daha etkin olabilmektedir.
Yalnızca özel kar amaçlı yapıların, yığınlar üzerindekii etkisini göz ardı etmek olanaklı değildir.Sosyal koşulların geliştirilmesi veya ortak değerler oluşturulabilmesi için, bunların keşiflerinin ortaya çıkacağına inanmak zordur.Bunun için, insan doğasının eğitilmemeiş yönlerinin eğitilmesi gerekir.
Kısaca söylemek gerekirse, küçük fakat her geçen gün sayıları artan bir azınlık içinde de olsa toplumsal bilinçliliğin yaratılması amaçlanmalıdır.Uygarlığın gelecekteki gelişmesi, hükümetlerin çalışmalarıyla belirlenen bilgi yayılmasının sosyal oluşumu ile ortaya çıkacaktır.James Harwey Robinson bu konu hakkında şöyle söylemiştir: “…eğer bazı tarihsel gerçekler genel olarak bilinir ve kabul edilirse ve onların düşüncelerimizdeki günlük yaşantımızda önemli bir rol oynamasına olanak tanınırsa, dünya bugün olduğundan çok daha değişik bir durumda olur.Şu an yaptığımız şey basit fikirlilik ile kendimizi aldatmaktır.Bizim sosyal, endüstriyel ve politik reform konusunda, daha yüksek bir düzeye çıkma isteğimiz, bunun gerçekleşmesi için yeterli değildir.”
Benzer Konular
Sayfalar: 1 2
Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.

Yorum Yaz!